İklim değişikliği artık yalnızca bir çevre sorunu değil; küresel ekonominin, ticaret ilişkilerinin ve rekabet dinamiklerinin yeniden şekillendiği temel bir dönüşüm eksenine dönüşmüştür. Bu dönüşümün merkezinde ise her yıl düzinelerce ülkeyi, binlerce kurumu ve milyonlarca insanı etkileyen kararların alındığı bir platform yer almaktadır: Taraflar Konferansı, yani COP.
2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında gerçekleşecek COP31, bu açıdan olağan bir COP değildir. Türkiye, onlarca yıllık müzakere sürecinin birikimini devraldığı bu kritik toplantıda yalnızca bir organizasyon sorumluluğu üstlenmekle kalmayacak; aynı zamanda küresel iklim gündeminin yönünü şekillendirme konusunda tarihsel bir fırsat elde edecektir.
Ancak bu fırsattan yararlanabilmek için önce ortak bir dile ihtiyaç vardır.
Küresel iklim müzakerelerinin dili, son otuz yılda son derece teknik, çok katmanlı ve hızla evrilen bir yapıya bürünmüştür. NDC’lerden CBAM’e, Madde 6 mekanizmalarından ISSB standartlarına uzanan bu kavramsal çerçeve, artık iş dünyasının günlük stratejik kararlarını doğrudan etkiler hale gelmiştir. Karbon fiyatlandırması bir muhasebe kalemi, sürdürülebilirlik raporlaması bir rekabet koşulu, yeşil finansmana erişim ise giderek temel bir sermaye meselesi haline gelmektedir.
Bu rehber tam da bu ihtiyaca yanıt vermek üzere hazırlanmıştır. SKD Türkiye’nin titiz bir çalışmayla derlediği 100’ü aşkın kavram; bilimsel doğruluğu, politika bağlamını ve iş dünyası perspektifini bir arada sunmaktadır. Rehberin alfabetik ve tematik kurgusu, okuyucunun hem belirli bir terimi hızla bulmasına hem de kavramlar arasındaki ilişkileri bütünsel olarak kavramasına olanak tanımaktadır.
COP31’in “taahhütten uygulamaya” geçişin somutlaştığı bir platform olması beklenmektedir. Bu geçişin başarılı olabilmesi için iş dünyasının artık bu dili yalnızca anlaması değil, aktif biçimde kullanması gerekmektedir. Bu rehberin, Türk iş dünyasının küresel iklim süreçlerinde daha güçlü ve daha bilinçli bir konumda yer almasına katkı sunacağını umuyorum.
SKD TÜRKİYE · 20. YIL
Türk Dil Kurumu ile “Sürdürülebilirlik” Tanımına Yönelik Ortak Çalışma
SKD Türkiye olarak, Derneğimizin 20. yılı kapsamında 2025 yılında Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle, “sürdürülebilirlik” kavramının günümüzün ihtiyaçları ve kullanım pratikleri doğrultusunda daha kapsamlı ve güncel bir biçimde ele alınmasına katkı sunmak amacıyla bir çalışma yürüttük. Bu çalışma sonucunda, kavramın Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü’ndeki karşılığının günümüz anlayışını daha iyi yansıtacak şekilde geliştirilmesine yönelik önemli bir katkı sağladık.
185 üye şirketimizin katılımıyla gerçekleştirilen anketin yanı sıra akademik yayınlar, kamu politikaları, mevzuat metinleri, kurumsal raporlar ve farklı sözlüklerdeki tanımların incelendiği çalışma kapsamında, sürdürülebilirlik kavramının güncel gelişmeler ışığında yeniden değerlendirilmesine yönelik önerilerimizi Türk Dil Kurumu ile paylaştık. Yürütülen değerlendirme sürecinin sonucunda, “sürdürülebilirlik” maddesi gözden geçirilerek Güncel Türkçe Sözlük’e aşağıdaki iki yeni tanım eklendi.
Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım.YENİ
3
ekonomiHerhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi.YENİ
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı 2026 yılında hayata geçen bu çalışmanın, sürdürülebilirlik kavramının Türkçede daha güncel ve kapsayıcı bir anlayışla kullanılmasına katkı sağlayacağına; yeşil dönüşüm sürecinde ortak terminolojinin güçlenmesine destek olacağına inanıyoruz.
COP31’E GİDERKENCOP31’e Giderken: COP Nedir ve Neden Dünyanın En Kritik Zirvesidir?
Dünyanın dört bir yanından devlet liderleri, iş dünyası temsilcileri, finans kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları, artan küresel sıcaklıklar ve derinleşen iklim krizinin etkileri karşısında çözüm yollarını belirlemek üzere her yıl bir araya geliyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında 1992 yılında başlatılan ve ilk toplantısı 1995 yılında Berlin’de gerçekleştirilen COP süreci, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak kararlar aldığı en üst düzey küresel platformdur. Ancak bugün COP’u yalnızca bir “iklim toplantısı” olarak tanımlamak artık yeterli değildir.
Geldiğimiz noktada COP; çevre diplomasisinin ötesine geçerek küresel ekonomi-politik sistemin merkezinde konumlanan bir karar alanına dönüşmüştür. Bugün bu platformda alınan kararlar:
yatırım akışlarını yönlendirmekte,
ticaret kurallarını yeniden şekillendirmekte,
şirketlerin rekabet dinamiklerini doğrudan etkilemektedir.
Bu dönüşümün önemli kilometre taşlarından biri olan Paris Anlaşması, 2015 yılında COP21’de kabul edilerek küresel iklim hedeflerinin temel çerçevesini ortaya koymuştur.
Bugün ise Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31, bu sürecin “taahhütten uygulamaya” evrildiği yeni bir aşamayı temsil ediyor. COP31 ile birlikte; sıfır atık ve döngüsel ekonomi, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü ve iklime dirençli şehirler gibi başlıklarda somut uygulamaların hız kazanması ve görünür hale gelmesi bekleniyor.
Bu yönüyle COP, yalnızca sürdürülebilirlik gündeminin değil, küresel ekonominin geleceğini şekillendiren temel mekanizmalardan biri olma niteliğini her geçen gün daha da güçlendirmeye devam ediyor.
Kısa Tarihçe: 30 Yıllık Dönüşüm
Bu dönüşüm, yaklaşık otuz yıllık bir evrimin sonucudur. Sürecin temel dönüm noktaları şu şekilde özetlenebilir:
1979 – World Climate Conference:
İklim değişikliği ilk kez küresel ölçekte ele alındı ve uluslararası iş birliği ihtiyacı ortaya kondu.
1992 – Rio Earth Summit:
İklim değişikliği küresel bir politika alanı olarak tanımlandı.
1997 – Kyoto Protocol:
Emisyon azaltımı bağlayıcı hedeflere dönüştü.
2015 – Paris Agreement:
Tüm ülkeleri kapsayan yeni dönem başladı ve küresel hedef netleşti: küresel sıcaklık artışını 2°C’nin oldukça altında tutmak ve tercihen 1.5°C ile sınırlamak.
Bu süreçle birlikte COP, çevre diplomasisinden çıkarak küresel ekonomi ve politika mimarisinin merkezine yerleşmiştir.
Yeni Dönem: Taahhüt Değil, Performans
Bugün COP sürecindeki en kritik kırılma, taahhüt açıklamaktan performans göstermeye geçiştir.
Paris Anlaşması ile birlikte ülkeler yalnızca hedef belirlemekle kalmayıp:
hedeflerini düzenli olarak güncellemek,
ilerlemelerini şeffaf biçimde raporlamak,
küresel değerlendirme süreçlerinde hesap vermek
zorundadır.
Bu yapı, klasik anlamda cezai yaptırımlar içermese de uluslararası izleme, raporlama ve karşılaştırma mekanizmaları sayesinde güçlü bir hesap verebilirlik çerçevesi oluşturur. Bu nedenle yeni dönem, "net sıfır hedefimiz var" söyleminden "emisyonlarımızı %... oranında azalttık" gerçekliğine geçişi temsil etmektedir. Özellikle COP31 süreciyle birlikte sürdürülebilirlik iletişimi, niyet ve taahhüt odaklı bir söylemden, ölçülebilir performans ve somut etkiyi ortaya koyan bir anlayışa evrilmektedir. ( https://unfccc.int/process-and-meetings/the-paris-agreement/nationally-determined-contributions-ndcs)
COP31: Türkiye Sahneye Çıkıyor
2026’da Türkiye’nin ev sahipliğini ve başkanlığını üstleneceği COP31, bu dönüşümün merkezinde yer alacaktır.
9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'e Türkiye ev sahipliği yapacak ve konferansın genel başkanlığını üstlenecektir. Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanı olarak görev yapacaktır.
Türkiye ile Avustralya arasında kararlaştırılan ortak başkanlık düzenlemesi kapsamında ise müzakerelerin başkanlığını Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen yürütecektir. Bu çerçevede Avustralya, taraflar arasındaki müzakereleri yönetecek, karar taslaklarını ve nihai karar metnini hazırlama sürecine liderlik edecek; Türkiye ise ev sahibi ülke olarak konferansın organizasyonu, siyasi liderliği ve başkanlığını üstlenecektir.
Ayrıca Pasifik’te bir ön-COP toplantısı öngörülmektedir.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un da vurguladığı üzere, Türkiye COP31'i somut sonuçların üretildiği bir uygulama ve iş birliği COP’u olarak konumlandırmaktadır. Bu yaklaşım iki temel ilkeyle özetlenmektedir:
"Bu COP, uygulama COP'u olacaktır."
"Diyalog, uzlaşı ve aksiyon odaklı bir COP."
Bu yaklaşım, yeni vaatlerden çok:
somut projelere,
yatırımların hızlandırılmasına,
gerçek dönüşüme
odaklanan bir çerçeve sunmaktadır.
Türkiye bu süreçte yalnızca ev sahibi değil; gelişmekte olan ekonomiler için bir dönüşüm modeli ortaya koyma fırsatına sahip bir ülkedir.
İş Dünyası İçin Ne Anlama Geliyor?
COP artık yalnızca devletlerin gündemi değildir; iş dünyası için doğrudan stratejik bir belirleyici haline gelmiştir.
Bugün şirketlerin rekabet gücünü ve uzun vadeli büyüme perspektifini doğrudan etkileyen faaliyetler 4 ana mekanizma üzerinden ortaya çıkmaktadır:
karbon maliyetleri
yeşil finansmana erişim
uluslararası rekabet
tedarik zinciri standartları
giderek daha fazla COP süreçlerinde şekillenmektedir.
Bu nedenle COP, şirketler için bir sürdürülebilirlik başlığının ötesinde, doğrudan bir iş stratejisi konusudur.
Bu Rehber Neden Önemli?
COP31 ile birlikte iş dünyası için yeni bir gereklilik ortaya çıkmaktadır: Ortak bir dil geliştirmek.
Bu dil:
bilim temelli,
politika ile uyumlu,
veri ile desteklenen
bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
İş Dünyası İçin Küresel İklim Politikası Terimleri Rehberi
Bu rehber; iş dünyasının iklim politikalarını, finansman mekanizmalarını ve sürdürülebilirlik performansını küresel müzakere diliyle uyumlu şekilde ifade edebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
COP31 sürecinde bu ortak dil yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda şirketlerin güvenilirliğini, yatırım çekme kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen kritik bir unsur olacaktır.
Terminolojiler, 8 ana bölüm altında sınıflandırılmış ve her bölüm içerisinde alfabetik sıraya göre düzenlenmiştir.
Eşleşen terim bulunamadı. Farklı bir kelime deneyin.
A
BÖLÜM A
COP Süreci ve Müzakere Terminolojisi
Müzakere masasının dili ve süreç kavramları
18 terim
A.01
Adil Geçiş Çalışma ProgramıJust Transition Work Programme
Düşük karbon ekonomisine geçişin istihdam, gelir dağılımı, bölgesel kalkınma ve sosyal adalet boyutlarını yönetmeyi amaçlayan, COP süreci kapsamında yürütülen resmi programdır. Amaç, dönüşümün maliyetinin işçiler ve kırılgan topluluklar üzerinde orantısız yük oluşturmamasıdır. İş dünyası açısından, karbon yoğun sektörlerdeki istihdam dönüşümü ve yeniden beceri kazandırma politikalarının çerçevesini belirler.
(Kaynak: UNFCCC)
A.02
COP BaşkanlığıCOP Presidency
Ev sahibi ülkenin COP müzakerelerini yönettiği, gündemi belirlediği ve taraflar arasında uzlaşı sağlamaya çalıştığı liderlik rolüdür. Başkanlık bir önceki COP’tan devralınır ve bir sonraki konferansa kadar bir yıl boyunca diplomatik süreci sürdürür. COP31’de bu rolü üstlenecek Türkiye, müzakerelerin yönünü ve önceliklerini şekillendirme açısından kritik bir konumda olacaktır.
(Kaynak: UNFCCC)
A.03
Eylem GündemiAction Agenda
Devlet dışı aktörlerin (iş dünyası, şehirler, bölgeler, yatırımcılar ve STK’lar) iklim taahhütlerini ve somut aksiyonlarını sergilediği resmi platformdur. Hükümet müzakerelerini tamamlayıcı nitelikte olan bu gündem, özel sektörün iklim hedeflerine katkısını görünür ve izlenebilir kılar. COP31 sürecinde şirketlerin projelerini ve yatırımlarını duyurabileceği başlıca alanlardan biridir.
(Kaynak: UNFCCC)
A.04
Finansman AçığıFinance Gap
İklim hedeflerine ulaşmak için gereken finansman ile mevcut finansman seviyesi arasındaki farkı ifade eder. Bu açık, özellikle gelişmekte olan ülkelerde uyum ve azaltım yatırımlarının yetersiz kaldığının temel göstergesidir. Açığın kapatılması, kamu kaynaklarının yanı sıra özel sektör ve karma finansman modellerinin devreye girmesini gerektirir.
(Kaynak: Climate Policy Initiative)
A.05
Gözlemci KuruluşlarObserver Organizations
Devlet dışı aktörlerin (STK, özel sektör, akademi, yerel yönetimler) COP sürecine resmi gözlemci statüsüyle katılımını ifade eder. Bu kuruluşlar müzakerelerde oy kullanamaz; ancak süreçleri izleyebilir, görüş sunabilir ve yan etkinlikler düzenleyebilir. İş dünyası için, müzakereleri yakından takip etmenin ve gündemi etkilemenin resmi kanallarından biridir.
(Kaynak: UNFCCC)
A.06
Hedef AçığıAmbition Gap
Ülkelerin mevcut emisyon azaltım taahhütlerinin (NDC’lerin), küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlamak için bilimsel senaryoların öngördüğü seviyenin ne kadar altında kaldığını gösteren farktır. UNEP’in her yıl yayımladığı Emisyon Açığı Raporu bu farkı niceliksel olarak ortaya koyar. Açığın büyüklüğü, ülkelerin hedeflerini ne ölçüde yükseltmesi gerektiğinin temel göstergesidir.
Gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemlerini desteklemek için sağlamayı taahhüt ettiği yıllık finansman hedefidir. 2009’da belirlenen yıllık 100 milyar dolarlık hedefin yerini, COP29’da kabul edilen Yeni Kolektif Sayısal Hedef (NCQG) almaktadır. Bu hedef, kuzey-güney arasındaki finansman dengesinin ve iklim adaletinin merkezindeki konulardan biridir.
(Kaynak: UNFCCC)
A.08
Küresel Uyum HedefiGlobal Goal on Adaptation
İklim değişikliğinin etkilerine karşı dünya genelinde uyum kapasitesini güçlendirmeyi ve kırılganlığı azaltmayı amaçlayan küresel hedef çerçevesidir. Paris Anlaşması’nın 7. maddesinde tanımlanan bu hedef, azaltımın yanında uyumu da küresel gündemin merkezine taşır. COP28’de kabul edilen çerçeve ile somut göstergeler ve izleme mekanizmaları belirlenmeye başlanmıştır.
(Kaynak: UNFCCC)
A.09
Mavi BölgeBlue Zone
COP sırasında resmi müzakerelerin yürütüldüğü, BM tarafından yönetilen ve yalnızca akredite delegelerin, gözlemcilerin ve basının erişebildiği alandır. Devlet heyetlerinin pavilyonları, müzakere odaları ve resmi toplantılar bu bölgede yer alır. Mavi Bölge, COP'un resmi diplomatik süreçlerinin yürütüldüğü ana karar alma alanıdır. (Kaynak: UNFCCC)
A.10
Müzakere BaşlıklarıNegotiation Tracks
COP sürecinde eş zamanlı olarak yürütülen azaltım, uyum, iklim finansmanı, kayıp-zarar ve şeffaflık gibi ana müzakere alanlarını ifade eder. Her başlık kendi teknik organları ve gündemiyle ilerler; nihai kararlar bu başlıkların bütününden oluşur. Bu yapı, iklim müzakerelerinin neden çok katmanlı ve karmaşık olduğunu açıklar.
(Kaynak: UNFCCC)
A.11
Paris Anlaşması Madde 6Article 6 of the Paris Agreement
Ülkelerin iklim hedeflerine ulaşmak için karbon piyasaları ve iş birliği mekanizmaları aracılığıyla emisyon azaltımlarını birbirleriyle değiştirebilmesini düzenleyen çerçevedir. Madde 6.2 ülkeler arası ikili iş birliğini, Madde 6.4 ise BM gözetimindeki merkezi karbon piyasasını kapsar. COP29’da uygulama kuralları büyük ölçüde netleşmiş olmakla birlikte teknik tartışmaları devam eden bu madde, uluslararası karbon ticaretinin geleceğini belirler.
(Kaynak: UNFCCC)
A.12
Sektörel Düşük Karbonlu Yol HaritalarıSectoral Transition Pathways
Enerji, sanayi, ulaştırma ve tarım gibi farklı sektörlerin net sıfır hedeflerine ulaşmak için izlemesi gereken teknoloji ve yatırım yol haritalarını ifade eder. Bu yollar, her sektörün emisyon profiline ve dönüşüm potansiyeline göre ayrı ayrı tanımlanır. Şirketler için, kendi sektörlerindeki dönüşüm hızını ve önceliklerini anlamak açısından referans niteliğindedir.
(Kaynak: IEA)
A.13
Geliştirilmiş Şeffaflık ÇerçevesiEnhanced Transparency Framework
Ülkelerin emisyonlarını, iklim hedeflerine ilerlemelerini ve aldıkları desteği ortak ve karşılaştırılabilir biçimde düzenli olarak raporlamasını sağlayan sistemdir. Paris Anlaşması’nın güven ve hesap verebilirlik temelini oluşturan bu çerçeve, ülkeleri iki yılda bir Şeffaflık Raporu (BTR) sunmakla yükümlü kılar. Sağlam veriye dayalı bu yapı, taahhütlerin gerçek performansa dönüşüp dönüşmediğini ölçer.
(Kaynak: UNFCCC)
A.14
TaraflarParties
UNFCCC'yi onaylamış ve müzakerelerde karar alma yetkisine sahip olan ülkeler ile Avrupa Birliği gibi bölgesel entegrasyon örgütlerini ifade eder. UNFCCC'nin bugün 198 Tarafı (197 ülke + Avrupa Birliği) bulunmaktadır. COP kararları kural olarak oylamayla değil, taraflar arasında sağlanan konsensüs ile alınmaktadır. “Taraf” statüsü, bir aktörün müzakere masasında resmi söz hakkına sahip olduğu anlamına gelir.
(Kaynak: UNFCCC)
A.15
Taraflar KonferansıConference of the Parties – COP
UNFCCC kapsamında iklim politikalarının müzakere edildiği ve kararların alındığı en üst düzey organdır. 1995’ten bu yana her yıl toplanan COP, ülkelerin ilerlemesini değerlendirir ve küresel iklim rejiminin yönünü belirler. 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31, bu sürecin 31. toplantısı olacaktır.
(Kaynak: UNFCCC)
A.16
Uygulama AçığıImplementation Gap
Ülkelerin veya şirketlerin açıkladığı iklim hedefleri ile sahadaki fiili uygulamalar ve sonuçlar arasındaki farkı ifade eder. Bu açık, taahhütlerin kâğıt üzerinde kalıp kalmadığını gösteren temel ölçüttür. COP31’in “uygulama COP’u” olarak konumlandırılması, tam da bu açığın kapatılmasını hedefler.
(Kaynak: UNEP)
A.17
Yüksek Düzeyli İklim ŞampiyonuHigh-Level Champion
İklim hedeflerine ulaşılması için hükümetler, özel sektör ve diğer paydaşlar arasındaki iş birliğini teşvik eden ve iklim eylemlerini hızlandırmayı amaçlayan üst düzey temsilcidir. Paris Anlaşması sonrasında oluşturulan bu rol, her yıl COP başkanlığı tarafından atanır ve özel sektörün taahhütlerinin küresel hedeflerle uyumlanmasını sağlar. Şirketler için, gönüllü iklim girişimlerini resmi sürece bağlayan önemli bir köprü işlevi görür.
(Kaynak: UNFCCC)
A.18
Yeşil BölgeGreen Zone
COP sırasında iş dünyası, sivil toplum, akademi ve genel kamuoyunun etkinlik düzenlediği, Mavi Bölge’ye kıyasla daha açık ve katılımcı alandır. Burada sergiler, paneller, teknoloji tanıtımları ve ağ kurma etkinlikleri yer alır. Şirketler için, resmi müzakereler dışında görünürlük kazanmanın ve iş birlikleri geliştirmenin başlıca platformudur.
(Kaynak: UNFCCC)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
B
BÖLÜM B
Küresel İklim Rejimi
Uluslararası iklim düzeninin temel taşları
8 terim
B.01
1.5°C Patikası1.5°C Pathway
Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 1.5°C ile sınırlamak için izlenmesi gereken emisyon azaltım yolunu ifade eder. IPCC’ye göre bu hedef, küresel emisyonların 2030’a kadar yaklaşık yarıya indirilmesini ve 2050 civarında net sıfıra ulaşılmasını gerektirir. Bu patika, hem ülke hem şirket hedeflerinin bilimsel ölçütüdür.
(Kaynak: IPCC)
B.02
Emisyon ZirvesiEmissions Peaking
Küresel veya ulusal sera gazı emisyonlarının en yüksek seviyeye ulaştıktan sonra kalıcı olarak düşüşe geçtiği dönüm noktasını ifade eder. Sıcaklık hedeflerine ulaşmak için bu zirvenin mümkün olan en kısa sürede aşılması gerekir. Bir ekonominin emisyon zirvesini geçmesi, büyüme ile emisyonların birbirinden ayrışmaya başladığının göstergesidir.
(Kaynak: IPCC)
B.03
Küresel Durum DeğerlendirmesiGlobal Stocktake – GST
Paris Anlaşması kapsamında, ülkelerin iklim hedeflerine doğru toplu ilerlemesinin her beş yılda bir değerlendirildiği mekanizmadır. İlk GST, COP28’de (2023) tamamlanmış ve dünyanın hedeflerin gerisinde kaldığını ortaya koymuştur. Sonuçları, ülkelerin bir sonraki NDC’lerini daha iddialı belirlemesi için yol gösterici niteliktedir.
(Kaynak: UNFCCC)
B.04
Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreli kapasitelerCommon but Differentiated Responsibilities and Respective Capabilities – CBDR-RC
Tüm ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele etmesi gerektiğini, ancak tarihsel sorumlulukları ve mevcut kapasiteleri farklı olduğu için yükümlülüklerinin de farklılaşması gerektiğini ifade eden temel ilkedir. Bu ilke, gelişmiş ülkelerin daha fazla sorumluluk üstlenmesinin gerekçesini oluşturur. İklim finansmanı ve adalet tartışmalarının merkezinde yer alır.
(Kaynak: UNFCCC)
B.05
Paris AnlaşmasıParis Agreement
2015’te COP21’de kabul edilen ve küresel sıcaklık artışını 2°C’nin oldukça altında, tercihen 1.5°C ile sınırlamayı hedefleyen uluslararası iklim anlaşmasıdır. Neredeyse tüm ülkeleri kapsayan anlaşma, her ülkenin kendi ulusal katkısını (NDC) belirlemesi ve düzenli olarak güncellemesi esasına dayanır. Modern iklim rejiminin temel hukuki ve siyasi çerçevesini oluşturur.
(Kaynak: UNFCCC)
B.06
Ulusal Katkı BeyanıNationally Determined Contribution – NDC
Her ülkenin Paris Anlaşması kapsamında belirlediği emisyon azaltım ve uyum hedeflerini ve bunlara ulaşmak için izleyeceği politikaları içeren ulusal planlardır. Ülkeler NDC’lerini her beş yılda bir, giderek artan bir iddia düzeyiyle güncellemekle yükümlüdür. NDC’ler, bir ülkenin iklim taahhüdünün resmi ve uluslararası ölçütüdür.
(Kaynak: UNFCCC)
B.07
UNFCCCUnited Nations Framework Convention on Climate Change
1992’de Rio Zirvesi’nde kabul edilen ve küresel iklim yönetişiminin temelini oluşturan çerçeve sözleşmedir. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması dâhil tüm sonraki anlaşmalar bu sözleşme altında müzakere edilmiştir. COP toplantıları, UNFCCC’nin karar alma sürecini yürüten ana mekanizmadır.
(Kaynak: UNFCCC)
B.08
Uzun Vadeli Düşük Emisyon StratejisiLong-Term Low Emission Development Strategy – LT-LEDS
Ülkelerin net sıfır hedeflerine ulaşmak için 2050 ve ötesini kapsayan uzun vadeli kalkınma ve dönüşüm planlarıdır. Kısa vadeli NDC’leri tamamlayan bu strateji, ekonominin tümünü kapsayan yapısal dönüşümün yol haritasını çizer. Yatırımcılar ve şirketler için, bir ülkenin uzun vadeli yönelimini gösteren önemli bir sinyaldir.
(Kaynak: UNFCCC)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
C
BÖLÜM C
Azaltım (Mitigation)
Emisyonları azaltmanın yol ve teknolojileri
20 terim
C.01
Bilim Temelli HedeflerScience Based Targets – SBT
Şirketlerin emisyon azaltım hedeflerini, Paris Anlaşması’nın sıcaklık hedefleriyle bilimsel olarak uyumlu biçimde belirlemesini sağlayan metodoloji ve doğrulama girişimidir. SBTi, şirketlerin belirlediği hedefleri bağımsız olarak değerlendirip onaylar. Onaylı bir hedef, şirketin iklim taahhüdünün güvenilirliğini artıran önemli bir göstergedir.
(Kaynak: SBTi)
C.02
Doğrudan Havadan Karbon YakalamaDirect Air Capture – DAC
Atmosferdeki CO₂’nin kimyasal süreçlerle doğrudan yakalanmasını ve depolanmasını ya da kullanılmasını sağlayan teknolojidir. Belirli bir emisyon kaynağına bağlı olmadan çalışması yönüyle diğer karbon yakalama yöntemlerinden ayrılır. Henüz maliyetli ve sınırlı ölçekte olsa da, kalıcı karbon giderimi için kritik bir teknoloji olarak görülmektedir.
(Kaynak: IEA)
C.03
ElektrifikasyonElectrification
Isınma, ulaşım ve sanayi gibi alanlarda fosil yakıt kullanan sistemlerin elektrik temelli sistemlerle değiştirilmesidir. Elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiği ölçüde, elektrifikasyon karbonsuzlaşmanın en güçlü araçlarından biri haline gelir. Elektrikli araçlar ve ısı pompaları bu dönüşümün öne çıkan örnekleridir.
(Kaynak: IEA)
C.04
Emisyon AzaltımıAbatement
Sera gazı emisyonlarının; verimlilik, yakıt değişimi veya temiz teknolojiler yoluyla kaynağında doğrudan azaltılmasını ifade eder. Denkleştirme (offsetting) gibi dolaylı yöntemlerden farklı olarak, emisyonun hiç oluşmamasını veya daha az oluşmasını hedefler. İklim stratejilerinde önceliğin verilmesi gereken temel yaklaşımdır.
(Kaynak: IPCC)
C.05
Enerji VerimliliğiEnergy Efficiency
Aynı hizmeti veya çıktıyı daha az enerji kullanarak elde etme yaklaşımıdır. Yalıtım, verimli ekipman ve süreç iyileştirmeleri yoluyla hem emisyonları hem de maliyetleri azaltır. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından genellikle “ilk yakıt” olarak nitelendirilen, en ekonomik karbonsuzlaşma araçlarından biridir.
(Kaynak: IEA)
C.06
Gri hidrojenGrey Hydrogen
Doğal gaz gibi fosil yakıtlardan üretilen ve ortaya çıkan karbon emisyonları atmosfere salınan en yüksek emisyonlu hidrojen türüdür.
(Kaynak: IEA)
C.07
Kalıntı EmisyonlarResidual Emissions
Mevcut teknik veya ekonomik kısıtlar nedeniyle tamamen ortadan kaldırılamayan ve geriye kalan emisyonlardır. Tarım, havacılık ve bazı sanayi süreçleri gibi azaltımı zor sektörlerde özellikle belirgindir. Net sıfıra ulaşmak için bu emisyonların karbon giderimi yöntemleriyle dengelenmesi gerekir.
(Kaynak: IPCC)
C.08
Kapsam 1 EmisyonlarıScope 1 Emissions
Bir şirketin doğrudan sahip olduğu veya kontrol ettiği kaynaklardan çıkan sera gazı emisyonlarıdır. Tesislerdeki yakıt yakımı, üretim süreçleri ve şirkete ait araç filosu bu kapsama girer. Şirketin kendi operasyonlarından doğrudan sorumlu olduğu emisyonları temsil eder.
(Kaynak: GHG Protocol)
C.09
Kapsam 2 EmisyonlarıScope 2 Emissions
Şirketin satın aldığı elektrik, buhar, ısıtma ve soğutmanın üretiminden kaynaklanan dolaylı emisyonlardır. Emisyon fiziksel olarak enerji üreticisinde oluşsa da, tüketen şirkete atfedilir. Yenilenebilir enerjiye geçiş, bu kapsamdaki emisyonları azaltmanın temel yoludur.
(Kaynak: GHG Protocol)
C.10
Kapsam 3 EmisyonlarıScope 3 Emissions
Şirketin değer zinciri boyunca, kendi operasyonları dışında oluşan tüm dolaylı emisyonlardır. Satın alınan ürün ve hizmetler, lojistik, iş seyahatleri ve satılan ürünlerin kullanımı bu kapsama girer. Çoğu şirkette toplam ayak izinin en büyük ve yönetilmesi en zor bölümünü oluşturur.
(Kaynak: GHG Protocol)
C.11
Karbon DenkleştirmeOffsetting
Bir kuruluşun kendi azaltamadığı emisyonları, başka yerlerde gerçekleştirilen sera gazı azaltım veya giderim projelerinden karbon kredisi satın alarak dengelemesidir. Ağaçlandırma veya yenilenebilir enerji projeleri yaygın örneklerdir. Denkleştirme, doğrudan azaltımın yerini almamalı, yalnızca kaçınılmaz emisyonlar için tamamlayıcı bir araç olarak kullanılmalıdır.
(Kaynak: ICVCM)
C.12
Karbon NötrCarbon Neutrality
Bir kuruluşun, ürünün veya faaliyetin neden olduğu emisyonların azaltım ve denkleştirme yoluyla net sıfıra indirilmesi durumudur. Net sıfırdan farklı olarak denkleştirmeye daha fazla dayanabilir ve genellikle yalnızca belirli emisyon kapsamlarını içerir. Bu nedenle iddiaların hangi kapsamı ve yöntemi içerdiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi önemlidir.
(Kaynak: ISO)
C.13
Karbon Yakalama ve DepolamaCarbon Capture and Storage – CCS
Sanayi tesisleri veya enerji santralleri gibi kaynaklarda oluşan CO₂’nin atmosfere salınmadan yakalanarak yer altı jeolojik formasyonlarında kalıcı olarak depolanması teknolojisidir. Özellikle çimento ve çelik gibi azaltımı zor sektörler için önemli bir seçenek olarak görülür. Yakalanan karbon ayrıca kullanılırsa süreç CCUS olarak adlandırılır.
(Kaynak: IPCC)
C.14
Karbon YoğunluğuCarbon Intensity
Birim üretim, hizmet veya ekonomik çıktı başına düşen sera gazı emisyonu miktarıdır (örneğin ton CO₂/ton çelik). Mutlak emisyonlardan farklı olarak verimliliği ölçtüğü için büyüyen şirketlerin performansını karşılaştırmaya olanak tanır. Düşen karbon yoğunluğu, üretim ile emisyonların ayrıştığının göstergesidir.
(Kaynak: OECD)
C.15
KarbonsuzlaşmaDecarbonization
Enerji ve üretim sistemlerinin karbon yoğunluğunun azaltılarak ekonominin fosil yakıt bağımlılığından çıkarılması sürecidir. Yenilenebilir enerji, elektrifikasyon ve verimlilik bu sürecin temel kaldıraçlarıdır. Karbonsuzlaşma, net sıfır hedefine giden yolun ana ekseninde yer alır.
(Kaynak: IPCC)
C.16
Mavi hidrojenBlue Hydrogen
Genellikle doğal gazdan üretilen ve üretim sırasında ortaya çıkan karbon emisyonları karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojileriyle tutulan, gri hidrojene oranla daha düşük karbonlu hidrojendir.
Atmosferde halihazırda bulunan karbondioksiti uzaklaştıran teknoloji ve yöntemlerin genel adıdır. Ağaçlandırma, biyokömür, havadan karbon yakalama ve okyanus temelli yöntemler bu kapsamdadır. Sıcaklık hedeflerini aşma riskini telafi etmek ve artık emisyonları dengelemek için giderek daha kritik görülmektedir.
(Kaynak: IPCC)
C.18
Net Sıfır EmisyonNet Zero Emissions
Bir kuruluşun veya ülkenin atmosfere saldığı sera gazları ile atmosferden uzaklaştırdığı gazların dengelenerek net etkisinin sıfıra indirilmesi durumudur. Öncelik emisyonların mümkün olduğunca azaltılması, kalan kaçınılmaz emisyonların ise karbon giderimi ile dengelenmesidir. Günümüzde küresel iklim hedeflerinin ve kurumsal stratejilerin merkezinde yer alan kavramdır.
(Kaynak: IPCC)
C.19
Yenilenebilir EnerjiRenewable Energy
Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve biyoenerji gibi doğada sürekli yenilenen kaynaklardan elde edilen enerji türlerini ifade eder. Fosil yakıtların aksine kullanım sırasında düşük veya sıfır karbon emisyonu üretir. Enerji sisteminin karbonsuzlaştırılmasının ve enerji güvenliğinin temel taşıdır.
(Kaynak: IRENA)
C.20
Yeşil HidrojenGreen Hydrogen
Yenilenebilir enerji kullanılarak suyun elektroliz yöntemiyle ayrıştırılması sonucu üretilen, üretim aşamasında neredeyse hiç karbon emisyonu oluşmayan hidrojendir. Çelik, kimya ve uzun mesafe taşımacılığı gibi elektrifikasyonun zor olduğu sektörlerde karbonsuzlaşmanın anahtarı olarak görülür. Maliyetinin düşmesiyle birlikte küresel enerji dönüşümünün stratejik bir bileşeni haline gelmektedir.
(Kaynak: IEA)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
D
BÖLÜM D
Uyum ve Dirençlilik
İklim etkilerine uyum ve dayanıklılık kavramları
7 terim
D.01
Doğa Temelli ÇözümlerNature-based Solutions – NbS
Ormanlar, sulak alanlar ve topraklar gibi doğal ekosistemlerin korunması, sürdürülebilir yönetimi ve restorasyonu yoluyla iklim değişikliğiyle mücadele eden yaklaşımlardır. Bu çözümler hem karbon tutarak azaltıma katkıda bulunur hem de uyum ve biyoçeşitlilik açısından fayda sağlar. Maliyet etkin olmaları nedeniyle giderek daha fazla yatırım çekmektedir.
(Kaynak: IUCN)
D.02
Ekosistem RestorasyonuEcosystem Restoration
Bozulmuş veya tahrip olmuş ekosistemlerin (ormanlar, sulak alanlar, mercanlar) eski sağlıklı durumuna kavuşturulması sürecidir. Karbon tutma kapasitesini artırırken biyoçeşitliliği ve ekosistem hizmetlerini de iyileştirir. Birleşmiş Milletler 2021-2030 dönemini “Ekosistem Restorasyonu On Yılı” olarak ilan etmiştir.
(Kaynak: UNEP)
D.03
İklim DirençliliğiClimate Resilience
Toplumların, ekonomilerin ve ekosistemlerin iklim kaynaklı şoklara ve streslere dayanma, bunlara uyum sağlama ve hızla toparlanma kapasitesidir. Yalnızca zararı önlemeyi değil, değişen koşullara uyum sağlayarak işlevini sürdürmeyi de kapsar. Şirketler için operasyonların ve tedarik zincirlerinin sürekliliği açısından kritik bir kavramdır.
(Kaynak: IPCC)
D.04
İklim UyumuClimate Adaptation
İklim değişikliğinin halihazırda yaşanan ve beklenen etkilerine karşı sistemleri ve toplulukları hazırlamaya yönelik önlem ve düzenlemeler bütünüdür. Sel önleme altyapısından kuraklığa dayanıklı tarıma kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Emisyon azaltımı (mitigation) ile birlikte iklim politikasının iki temel sütunundan biridir.
(Kaynak: UNFCCC)
D.05
Kayıp ve ZararLoss and Damage
İklim değişikliğinin geri döndürülemez ekonomik ve sosyal etkileridir.
COP27’de (Sharm el-Sheikh, 2022) tarihsel bir karar olarak ayrı bir finansman mekanizmasının kurulması kararlaştırılmış olup COP28’de bu fonun işletilmesine ilişkin detaylar karara bağlanmıştır. COP31’de ise fonun etkin kullanımı ve kaynak aktarımı kritik gündem maddesi olmaya devam edecektir. (Kaynak: UNFCCC)
D.06
Su DirençliliğiWater Resilience
Su sistemlerinin kuraklık, sel ve kirlilik gibi iklim kaynaklı baskılara karşı dayanıklılığını ve sürekliliğini ifade eder. Sürdürülebilir su yönetimi, altyapı ve verimlilik önlemlerini kapsar. Hem gıda güvenliği hem de sanayi üretiminin sürekliliği açısından giderek stratejik bir konu haline gelmektedir.
(Kaynak: World Bank)
D.07
Yanlış UyumMaladaptation
Kısa vadede fayda sağladığı düşünülse de uzun vadede iklim risklerini artıran veya kırılganlığı başka gruplara aktaran uyum uygulamalarıdır. Örneğin aşırı su çekimine dayalı sulama, kuraklık riskini uzun vadede derinleştirebilir. İyi tasarlanmamış uyum yatırımlarının istenmeyen sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeker.
(Kaynak: IPCC)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
E
BÖLÜM E
İklim Finansmanı ve Piyasa Mekanizmaları
İklim eylemini fonlayan mekanizmalar ve piyasalar
10 terim
E.01
Emisyon Ticaret SistemiEmissions Trading System – ETS
Emisyon izinlerinin (kotalarının) belirli bir üst sınır dahilinde alınıp satıldığı, piyasa temelli bir karbon fiyatlandırma mekanizmasıdır. “Üst sınır ve ticaret” (cap-and-trade) ilkesine dayanır: toplam emisyon tavanı zamanla düşürülür, şirketler ihtiyaç fazlası izinlerini satabilir. AB ETS, dünyanın en büyük ve en köklü örneğidir.
(Kaynak: Avrupa Komisyonu)
E.02
Geçiş FinansmanıTransition Finance
Karbon yoğun sektörlerin düşük karbonlu modele dönüşümünü desteklemeye yönelik finansmandır. Halihazırda “yeşil” olmayan ancak güvenilir bir dönüşüm planına sahip faaliyetlere kaynak sağlamayı amaçlar. Çelik, çimento ve enerji gibi emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünün finanse edilmesinde kilit rol oynar.
(Kaynak: OECD)
E.03
Gönüllü Karbon PiyasasıVoluntary Carbon Market – VCM
Şirketlerin ve bireylerin yasal bir zorunluluk olmadan, kendi iklim hedefleri için karbon kredisi alıp sattığı piyasadır. Krediler, ağaçlandırma veya yenilenebilir enerji gibi azaltım/giderim projelerinden elde edilir. Piyasanın güvenilirliği, kredilerin kalitesinin ve gerçek azaltım sağlayıp sağlamadığının doğrulanmasına bağlıdır.
(Kaynak: ICVCM)
E.04
İklim FinansmanıClimate Finance
İklim değişikliğini azaltmaya ve etkilerine uyum sağlamaya yönelik kamu, özel ve karma kaynaklı tüm finansal akışları ifade eder. Yenilenebilir enerji yatırımlarından uyum projelerine kadar geniş bir alanı kapsar. Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaynak aktarımı, müzakerelerin en tartışmalı başlıklarından biridir.
(Kaynak: UNFCCC)
E.05
Karbon FiyatlandırmasıCarbon Pricing
Sera gazı emisyonlarına ekonomik bir maliyet yükleyerek kirleticileri emisyonlarını azaltmaya teşvik eden politika aracıdır. İki temel biçimi vardır: karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemi (ETS). “Kirleten öder” ilkesini hayata geçirerek düşük karbonlu yatırımları ekonomik olarak cazip kılar.
(Kaynak: World Bank)
E.06
Karma FinansmanBlended Finance
Kamu veya filantropik kaynakların, özel sektör yatırımını çekmek ve riskini azaltmak amacıyla stratejik olarak kullanıldığı finansman yaklaşımıdır. Tek başına özel sektör için fazla riskli görülen iklim projelerini yatırım yapılabilir hale getirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki iklim yatırımlarını ölçeklendirmek için önemli bir araçtır.
(Kaynak: OECD)
E.07
Sınırda Karbon Düzenleme MekanizmasıCarbon Border Adjustment Mechanism – CBAM
Avrupa Birliği’nin, karbon yoğun ithal ürünlere AB içindeki karbon maliyetine eşdeğer bir bedel uygulayan düzenlemesidir. Amaç, üretimin daha düşük karbon maliyetli ülkelere kaçmasını (karbon sızıntısını) önlemek ve adil rekabet sağlamaktır. Çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi sektörleri kapsayan CBAM, Türkiye’nin AB’ye ihracatını doğrudan etkiler.
(Kaynak: Avrupa Komisyonu)
E.08
Sürdürülebilir TahvilSustainability Bond
Geliri hem çevresel hem de sosyal nitelikli projelerin finansmanına ayrılan borçlanma araçlarıdır. Yeşil tahvil (çevresel) ile sosyal tahvilin özelliklerini bir arada taşır. ICMA’nın belirlediği ilkeler, bu tahvillerin şeffaflık ve raporlama standartlarını tanımlar.
(Kaynak: ICMA)
E.09
Yeşil TahvilGreen Bond
Geliri yalnızca çevresel fayda sağlayan projelerin (yenilenebilir enerji, temiz ulaşım, enerji verimliliği) finansmanına ayrılan borçlanma araçlarıdır. Yatırımcılara, getirinin yanı sıra ölçülebilir çevresel etki sunar. Sürdürülebilir finansın en hızlı büyüyen ve en yerleşik araçlarından biridir.
(Kaynak: ICMA)
E.10
Zorunlu Karbon PiyasasıCompliance Carbon Market
Yasal düzenlemelere dayalı olarak işleyen ve kapsamdaki kuruluşların emisyon yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğu karbon piyasasıdır. Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS) bu piyasaların en yaygın örneğidir. Gönüllü piyasanın aksine, katılım ve uyum yasal zorunluluğa tabidir.
(Kaynak: World Bank)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
F
BÖLÜM F
Yönetişim ve Raporlama
Hesap verebilirlik, şeffaflık ve raporlama çerçeveleri
13 terim
F.01
Çifte ÖnemlilikDouble Materiality
Bir şirketin sürdürülebilirlik konularını iki yönden değerlendirmesi ilkesidir: konuların şirketin finansal değerine etkisi (dışarıdan içeriye) ve şirketin çevre ile topluma etkisi (içeriden dışarıya). Avrupa Birliği’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi’nin (CSRD) temelini oluşturur. Geleneksel finansal önemlilik anlayışını çevresel ve sosyal etkileri de kapsayacak şekilde genişletir.
(Kaynak: EU)
F.02
ÇSY – Çevresel, Sosyal ve YönetişimESG – Environmental, Social, Governance
Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını değerlendirmede kullanılan üç temel kriter setidir. Yatırımcılar, finansal verilerin ötesinde sürdürülebilirliği ve uzun vadeli risk yönetimini değerlendirmek için ÇSY çerçevesini kullanır. Günümüzde sermaye erişimi ve kurumsal itibar açısından giderek belirleyici bir çerçeve haline gelmiştir.
(Kaynak: UN PRI)
F.03
Değer Zinciri Emisyon MuhasebesiValue Chain Emissions Accounting
Bir şirketin tedarik zincirinden ürün kullanımına kadar uzanan değer zinciri boyunca oluşan dolaylı (Kapsam 3) emisyonların ölçülmesi, izlenmesi ve yönetilmesi sürecidir. Çoğu sektörde toplam emisyonların büyük bölümü bu kapsamda olduğundan kritik öneme sahiptir. Veri toplamanın zorluğu nedeniyle metodolojik tutarlılık büyük önem taşır.
(Kaynak: GHG Protocol)
F.04
DoğrulanabilirlikVerifiability
Bir kuruluşun açıkladığı sürdürülebilirlik ve emisyon verilerinin bağımsız üçüncü taraflarca kontrol edilmesi ve verilerin doğruluğunun teyit edilmesidir. Verilerin izlenebilir kanıtlara dayanmasını gerektirir. İklim raporlamasının güvenilirliğinin ve yeşil aklamaya karşı korumanın temel koşuludur.
(Kaynak: ISO)
F.05
Fiziksel RiskPhysical Risk
İklim değişikliğinin doğrudan fiziksel etkilerinden (sel, kuraklık, fırtına, deniz seviyesi yükselmesi) kaynaklanan risklerdir. Ani olaylara bağlı “akut” ve uzun vadeli değişimlere bağlı “kronik” riskler olarak ikiye ayrılır. Şirketlerin tesisleri, tedarik zincirleri ve varlıkları için doğrudan finansal tehdit oluşturur.
(Kaynak: TCFD)
F.06
İç Karbon FiyatlandırmasıInternal Carbon Pricing
Şirketlerin kendi karar alma süreçlerinde kullanmak üzere, emisyonlarına gönüllü olarak belirledikleri bir maliyet (gölge fiyat) uygulamasıdır. Yatırım kararlarını düşük karbonlu seçeneklere yönlendirir ve gelecekteki karbon maliyeti risklerine hazırlık sağlar. Birçok büyük şirket tarafından bir risk yönetimi ve strateji aracı olarak benimsenmiştir.
(Kaynak: CDP)
F.07
İklim Geçiş PlanıClimate Transition Plan
Bir şirketin net sıfır veya emisyon azaltım hedefine ulaşmak için izleyeceği somut eylemleri, ara hedefleri ve yatırımları ortaya koyan stratejik yol haritasıdır. Hedef beyanını uygulanabilir ve izlenebilir adımlara dönüştürür. Yatırımcılar ve düzenleyiciler tarafından giderek artan biçimde talep edilen bir güvenilirlik göstergesidir.
(Kaynak: TCFD)
F.08
İklim Geçiş RiskiClimate Transition Risk
Düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ortaya çıkan politika, teknoloji, piyasa ve itibar kaynaklı risklerdir. Karbon fiyatlandırması, regülasyon değişiklikleri veya tüketici tercihlerindeki kaymalar bu riskleri tetikleyebilir. Özellikle fosil yakıt ve karbon yoğun sektörlerdeki varlıkların değerini doğrudan etkiler.
(Kaynak: TCFD)
F.09
İklim Risk AçıklamalarıClimate Risk Disclosure
Şirketlerin maruz kaldıkları iklim değişikliği kaynaklı fiziksel ve geçiş risklerini, bunların finansal etkilerini ve yönetim yaklaşımlarını paydaşlara raporlamasıdır. TCFD çerçevesiyle yaygınlaşan bu uygulama, giderek zorunlu raporlama standartlarına (ISSB, CSRD) dönüşmektedir. Yatırımcılara şirketlerin iklim dayanıklılığını karşılaştırma olanağı sağlar.
Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını uzun vadeli değer yaratımıyla bütünleşik biçimde yönetmesidir. Finansal hedeflerle çevresel ve toplumsal sorumlulukları dengelemeyi amaçlar. Günümüzde risk yönetimi, itibar ve rekabet gücünün ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
(Kaynak: WBCSD)
F.11
MRVMeasurement, Reporting, Verification
Sera gazı emisyonlarının ve iklim eylemlerinin sistematik biçimde ölçülmesi, raporlanması ve bağımsız olarak doğrulanması sürecidir. Verilerin güvenilir, tutarlı ve karşılaştırılabilir olmasını sağlayarak iklim taahhütlerine duyulan güveni güçlendirir. Hem ülke düzeyindeki şeffaflık çerçevesinin hem de karbon piyasalarının temelini oluşturur.
(Kaynak: UNFCCC)
F.12
TaksonomiSustainable Finance Taxonomy
Hangi ekonomik faaliyetlerin çevresel açıdan sürdürülebilir sayılacağını ortak ölçütlerle tanımlayan sınıflandırma sistemidir. AB Taksonomisi bu alanın en kapsamlı örneğidir. Yatırımcıların ve şirketlerin yeşil yatırımları tutarlı biçimde tanımlamasını sağlayarak yeşil aklamanın önüne geçmeyi amaçlar.
(Kaynak: EU)
F.13
Yeşil AklamaGreenwashing
Bir şirketin ürün veya faaliyetlerinin çevresel performansını gerçekte olduğundan daha olumlu gösterme uygulamasıdır. Doğrulanmamış iddialar, belirsiz etiketler veya seçici veri paylaşımı yaygın biçimleridir. Tüketici güvenini zedelediği için düzenleyiciler tarafından giderek daha sıkı denetlenmekte ve cezalandırılmaktadır.
(Kaynak: OECD)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
G
BÖLÜM G
Türkiye’ye Özgü COP31 Perspektifi
Türkiye’nin COP31 yol haritası ve öncelikleri
12 terim
G.01
Bölgesel Enerji Dönüşüm MerkeziRegional Energy Transition Hub
Bir ülkenin veya bölgenin, enerji dönüşümünde teknoloji, finansman, üretim ve politika geliştirme açısından merkezi bir rol üstlenmesini ifade eder. Bu konum, yenilenebilir enerji yatırımlarını, yeşil teknolojileri ve bölgesel iş birliklerini bir araya getirir. Türkiye, coğrafi konumu ve enerji altyapısıyla bu rol için stratejik bir aday olarak öne çıkmaktadır.
(Kaynak: IEA) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
Ülkelerin, bölgesel iş birlikleri ve ortaklıklar aracılığıyla iklim politikalarını şekillendirmesi ve ortak çözümler geliştirmesidir. Sınır ötesi enerji, su ve ticaret konularında uyumlu hareket etmeyi sağlar. COP31 ev sahipliği, Türkiye’ye bölgesinde bu diplomasiyi yönlendirme fırsatı sunmaktadır.
(Kaynak: UNFCCC) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
G.03
Düşük Karbonlu Tedarik ZinciriLow Carbon Supply Chain
Hammadde temininden üretim ve lojistiğe kadar tedarik zincirinin her aşamasında emisyonların azaltılmasını hedefleyen yaklaşımdır. Tedarikçi seçiminden ulaştırma yöntemlerine kadar geniş bir alanı kapsar. CBAM gibi düzenlemeler nedeniyle ihracatçı şirketler için giderek bir rekabet koşulu haline gelmektedir.
(Kaynak: WBCSD)
G.04
Enerji Yoğun Sektörlerin DönüşümüEnergy-Intensive Sector Transition
Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre ve enerji gibi yüksek emisyonlu sektörlerin düşük karbon teknolojilerine geçiş sürecini ifade eder. Bu sektörler azaltımı en zor (hard-to-abate) alanlar olduğundan, dönüşümleri büyük yatırım ve yenilik gerektirir. Türkiye’nin sanayi yapısı açısından dönüşümün merkezinde yer alır.
(Kaynak: IEA)
G.05
Geçiş İçin Karma FinansmanBlended Finance for Transition
Düşük karbon ekonomisine geçişi hızlandırmak için kamu ve özel sektör finansmanının bir arada, riski paylaşacak biçimde kullanılmasıdır. Kamu kaynakları, özel yatırımcılar için fazla riskli görülen dönüşüm projelerini cazip hale getirir. Gelişmekte olan ekonomilerde sanayi dönüşümünün ölçeklenmesi için kritik bir modeldir.
(Kaynak: OECD) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
İklim değişikliğinin sel, sıcaklık ve fırtına gibi etkilerine karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlanan ve işletilen altyapı sistemleridir. Başlangıç maliyeti daha yüksek olsa da, uzun vadede onarım ve kesinti maliyetlerini önemli ölçüde azaltır. Kentlerin ve ekonomilerin sürekliliği açısından stratejik bir yatırım alanıdır.
İklim risklerine karşı dayanıklı, kesintisiz çalışabilecek ve hızla toparlanabilecek şekilde tasarlanmış tedarik zinciridir. Tedarikçi çeşitlendirmesi, risk haritalama ve esnek lojistik bu yaklaşımın temel bileşenleridir. Artan iklim olayları karşısında üretim sürekliliğini güvence altına almayı amaçlar.
(Kaynak: WEF)
G.08
İklim ve Rekabet İlişkisiClimate-Competitiveness Nexus
İklim politikalarının ve düşük karbon dönüşümünün, ülkelerin ve şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisini ifade eder. İyi yönetildiğinde iklim eylemi bir maliyet değil, yeni pazarlar ve verimlilik yoluyla rekabet avantajına dönüşebilir. CBAM gibi düzenlemeler bu ilişkiyi ihracat rekabeti açısından somut hale getirmektedir.
(Kaynak: OECD) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
G.09
Karbon RekabetçiliğiCarbon Competitiveness
Düşük karbonlu üretim yapabilen şirketlerin ve ülkelerin uluslararası pazarlarda elde ettiği rekabet avantajını ifade eder. Karbon fiyatlandırması ve sınır düzenlemeleri yaygınlaştıkça, düşük emisyonlu üretim bir maliyet avantajına dönüşür. Türkiye’nin AB pazarındaki konumu açısından stratejik önem taşır.
(Kaynak: European Commission) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
G.10
Karbon Verimli EkonomiCarbon-efficient Economy
Ekonomik büyümenin birim çıktı başına daha düşük emisyonla sağlandığı ekonomik modeldir. Büyüme ile emisyonların birbirinden ayrışmasını (decoupling) esas alır. Hem iklim hedefleriyle uyumu hem de kaynak verimliliğini bir araya getirir.
(Kaynak: OECD)
G.11
Yeşil Sanayi PolitikasıGreen Industrial Policy
Sanayinin düşük karbon teknolojilerine yönlendirilmesini amaçlayan kamu politikaları bütünüdür. Teşvikler, standartlar, Ar-Ge desteği ve kamu alımları bu politikaların başlıca araçlarıdır. Sanayi dönüşümünü hem iklim hedefleriyle hem de ekonomik kalkınmayla uyumlu hale getirmeyi hedefler.
(Kaynak: UNIDO)
G.12
Yeşil Teknoloji YatırımlarıGreen Technology Investments
Temiz enerji, enerji verimliliği, depolama ve düşük karbon üretim teknolojilerine yönelik yatırım faaliyetlerini ifade eder. Bu yatırımlar hem emisyonları azaltır hem de yeni sanayi ve istihdam alanları yaratır. Küresel sermayenin giderek daha büyük bir bölümü bu alanlara yönelmektedir.
(Kaynak: IEA)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
H
BÖLÜM H
Stratejik Analiz, Modelleme ve Sistem Dönüşümü
Modelleme, senaryo ve sistem dönüşümü kavramları
15 terim
H.01
Atıl VarlıklarStranded Assets
İklim politikaları, teknoloji değişimi veya piyasa dönüşümleri nedeniyle beklenenden önce ekonomik değerini yitiren veya yükümlülüğe dönüşen varlıklardır. Kömür santralleri ve kullanılamayacak fosil yakıt rezervleri tipik örneklerdir. Yatırımcılar ve şirketler için karbon yoğun varlıklara bağlı önemli bir finansal risk oluşturur.
(Kaynak: Carbon Tracker)
H.02
Bilim Temelli SenaryolarScience-based Scenarios
İklim hedeflerinin ve politikalarının, bilimsel modellemelere ve özellikle IPCC senaryolarına dayandırılarak kurgulanmasıdır. Bu senaryolar, farklı emisyon yörüngelerinin sıcaklık ve iklim üzerindeki olası sonuçlarını ortaya koyar. Şirketlerin ve ülkelerin hedeflerini gerçekçi ve bilimsel bir temele oturtmasını sağlar.
(Kaynak: IPCC)
H.03
Doğa PozitifNature Positive
Doğayı ve ekosistemleri yalnızca korumayı değil, 2030’a kadar net olarak iyileştirmeyi ve geri kazanmayı hedefleyen yaklaşımdır. Biyoçeşitlilik kaybını durdurup tersine çevirmeyi amaçlar. İklim nötr hedefinin biyoçeşitlilik alanındaki karşılığı olarak giderek daha fazla benimsenmektedir.
(Kaynak: World Economic Forum)
H.04
Döngüsel EkonomiCircular Economy
Kaynakların mümkün olduğunca uzun süre kullanımda tutulmasını, atığın en aza indirilmesini ve ürünlerin yeniden kullanım, onarım ve geri dönüşüm yoluyla değer yaratmasını esas alan ekonomik modeldir. Doğrusal “al-üret-at” modeline alternatif oluşturur. Hem emisyonları hem de ham madde bağımlılığını azaltarak iklim ve kaynak güvenliğine katkıda bulunur.
(Kaynak: Ellen MacArthur Foundation)
H.05
Fizibilite AçığıFeasibility Gap
Teknik olarak mümkün olan iklim çözümleri ile ekonomik ve operasyonel olarak uygulanabilir olanlar arasındaki farkı ifade eder. Bir teknolojinin var olması, onun ölçeklenebilir veya maliyet etkin olduğu anlamına gelmez. Bu açık, politikaların ve finansmanın hangi alanlara öncelik vermesi gerektiğini gösterir.
(Kaynak: IEA) — Not: Bu, SKD Türkiye tarafından kullanılan stratejik/analitik bir çerçeveleme kavramıdır; UNFCCC, Paris Anlaşması, IPCC veya GHG Protocol kapsamında tanımlanmış resmî bir terim değildir.
H.06
İklim Geçiş KredileriClimate Transition Credits
Yüksek emisyonlu sektörlerin düşük karbon modeline geçişini desteklemek için geliştirilen karbon finansmanı araçlarıdır. Doğrulanmış dönüşüm faaliyetlerine bağlı olarak ihraç edilir. Klasik karbon kredilerinden farklı olarak, mevcut sektörlerin kademeli dönüşümünü finanse etmeye odaklanır.
(Kaynak: World Bank)
H.07
İklim Risk Stres TestiClimate Risk Stress Testing
Şirketlerin veya finansal sistemlerin, şiddetli ama olası iklim ve geçiş senaryoları altındaki dayanıklılığını ölçen analiz yöntemidir. Merkez bankaları ve düzenleyiciler, finansal istikrarı değerlendirmek için bu testleri giderek daha fazla kullanmaktadır. Olası kayıpları önceden görerek risk yönetimini güçlendirmeyi amaçlar.
(Kaynak: NGFS)
H.08
İklim Senaryo AnaliziClimate Scenario Analysis
Şirketlerin veya ülkelerin, farklı iklim ve politika senaryoları altında karşılaşabileceği risk ve fırsatları değerlendirmesini sağlayan bir analiz yöntemidir. Genellikle hem yüksek ısınma hem de hızlı dönüşüm senaryolarını içerir. Stratejik planlamayı ve iklim risklerine karşı dayanıklılığı güçlendirir.
(Kaynak: TCFD)
H.09
İklim YönetişimiClimate Governance
İklim politikalarının oluşturulması, uygulanması, izlenmesi ve hesap verebilirliğini kapsayan kurumsal yapı ve süreçler bütünüdür. Hem ülke düzeyinde hem de şirketlerde (yönetim kurulu sorumluluğu dâhil) geçerlidir. Etkili iklim yönetişimi, taahhütlerin gerçek sonuçlara dönüşmesinin temel güvencesidir.
(Kaynak: OECD)
H.10
Kapsam 4 EmisyonlarıScope 4 / Avoided Emissions
Bir ürün veya hizmetin kullanımı sayesinde, başka bir alternatife kıyasla önlenen emisyonları ifade eden ve henüz resmi olarak standartlaşmamış bir kavramdır. Örneğin enerji verimli bir cihazın veya uzaktan çalışmayı sağlayan bir yazılımın yol açtığı emisyon tasarrufu bu kapsamda değerlendirilir. Şirketler için olumlu iklim katkısını göstermede kullanışlı olsa da, abartılı iddialara açık olması nedeniyle dikkatli ele alınması gerekir. Resmi olarak GHG Protokolü dışındadır.
(Kaynak: WBCSD)
H.11
Karbon BütçesiCarbon Budget
Belirli bir sıcaklık hedefini (örneğin 1.5°C) aşmamak için atmosfere salınabilecek toplam kümülatif karbon miktarını ifade eder. Bu bütçe sınırlı ve hızla tükenmekte olduğundan, emisyon azaltımının aciliyetini niceliksel olarak ortaya koyar. Küresel bütçenin ülkeler ve sektörler arasında paylaşımı, iklim adaletinin temel tartışma konularından biridir.
(Kaynak: IPCC)
H.12
Karbon GiderimiCarbon Removal
Atmosferde bulunan karbondioksitin biyolojik (ağaçlandırma, toprak) veya teknolojik (havadan karbon yakalama) yöntemlerle uzaklaştırılıp kalıcı olarak depolanmasıdır. Emisyon azaltımından farklı olarak, atmosferdeki mevcut karbonu hedef alır. Azaltımı imkânsız artık emisyonları dengelemek ve net sıfıra ulaşmak için vazgeçilmezdir.
(Kaynak: IPCC)
H.13
Net Sıfır Geçiş SenaryolarıNet Zero Pathways
Ülkelerin ve şirketlerin belirli bir tarihe kadar net sıfır hedeflerine ulaşmak için izleyeceği emisyon azaltım planlarını ve dönüşüm senaryolarını ifade eder. Bu yollar, hangi sektörlerde, ne zaman ve hangi teknolojilerle azaltım yapılacağını ortaya koyar. IEA’nın Net Sıfır 2050 senaryosu, en yaygın referans alınan örneklerden biridir.
(Kaynak: IEA)
H.14
Uyum FinansmanıAdaptation Finance
İklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaya yönelik projeleri (sel önleme, dayanıklı tarım, su yönetimi) finanse eden kaynakları ifade eder. Azaltım finansmanına kıyasla küresel iklim finansmanı içinde tarihsel olarak daha küçük bir paya sahiptir. Bu dengesizliğin giderilmesi, özellikle kırılgan ülkeler için müzakerelerin öncelikli konularındandır.
(Kaynak: UNFCCC)
H.15
Yaşam Döngüsü DeğerlendirmesiLife Cycle Assessment – LCA
Bir ürünün veya hizmetin ham madde eldesinden üretim, kullanım ve bertarafa kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendiren analiz yöntemidir. “Beşikten mezara” bakış açısıyla gizli emisyon ve etki kaynaklarını ortaya çıkarır. Ürün karşılaştırmaları ve çevresel iddiaların doğrulanmasında temel bir araçtır.
(Kaynak: ISO 14040)
Bu bölümde eşleşen terim yok.
≡
EK BÖLÜM
KISALTMALAR LİSTESİ
Temel Kurumlar ve Süreçler
K.01
BMİDÇSUNFCCC – United Nations Framework Convention on Climate Change
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
→ Küresel iklim yönetişiminin temel uluslararası anlaşmasıdır.
K.02
COPConference of the Parties
Taraflar Konferansı
→ Ülkelerin iklim politikalarını müzakere ettiği en üst karar alma organıdır.
K.03
CMPConference of the Parties serving as the Meeting of the Parties to the Kyoto Protocol
TCFDTask Force on Climate-related Financial Disclosures
İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü
→ İklim risklerinin finansal raporlamaya entegrasyonuna ilişkin uluslararası bir raporlama çerçevesi geliştiren görev gücüdür. TCFD, 12 Ekim 2023'te 2023 durum raporunu yayınlamasıyla eş zamanlı olarak görevini tamamlamış ve feshedilmiştir. Şirketlerin iklimle ilgili açıklamalarındaki ilerlemenin izlenmesini IFRS Vakfı'na devretmiştir.
K.33
ISSBInternational Sustainability Standards Board
IFRS Vakfı’na bağlı olarak 2021’de kurulan ve şirketlerin sürdürülebilirlik risklerini finansal raporlamaya entegre etmesini sağlayan küresel standart belirleyici kuruldur. TCFD’nin çerçevesini büyük ölçüde devralmış olup IFRS S1 ve S2 standartları, iklim risk açıklamalarında giderek zorunlu referans noktası haline gelmektedir.
(Kaynak: IFRS Foundation)
K.34
TNFDTaskforce on Nature-related Financial Disclosures
Şirketlerin ve finansal kurumların biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem bozulmasından kaynaklanan doğa risklerini değerlendirmesini ve raporlamasını sağlayan çerçeveyi geliştiren görev gücüdür. 2023’te yayımlanan TNFD çerçevesi, COP31 gündeminde doğa-iklim bağlantısının öne çıkmasıyla birlikte kurumsal raporlamanın kritik unsurlarından biri haline gelmektedir.
(Kaynak: TNFD)
Bilim ve Senaryolar
K.35
IPCCIntergovernmental Panel on Climate Change
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli
→ Küresel iklim bilimi konusunda değerlendirme raporları hazırlayan bilimsel organdır.
K.36
AR6 / AR7Assessment Report 6 / 7
6. ve 7. Değerlendirme Raporları
→ IPCC’nin mevcut ve gelecek bilimsel değerlendirme döngüleridir.
K.37
SSPShared Socioeconomic Pathways
Paylaşılan Sosyoekonomik Senaryolar
→ Farklı ekonomik ve sosyal gelişim yollarına göre oluşturulan emisyon senaryolarıdır.
K.38
RCPRepresentative Concentration Pathways
Temsili Konsantrasyon Yolları
→ Atmosferdeki sera gazı yoğunluğu artışını temsil eden iklim senaryolarıdır.
Diğer Kritik Kavramlar
K.39
DACDirect Air Capture
Doğrudan Havadan Karbon Yakalama
→ Atmosferden doğrudan CO₂ yakalamayı sağlayan teknolojidir.
K.40
CCUSCarbon Capture, Utilization and Storage
Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama
→ CO₂’nin yakalanarak başka amaçlar için kullanılması veya yer altında depolanmasını sağlayan teknolojidir.
K.41
NETsNegative Emissions Technologies
Negatif Emisyon Teknolojileri
→ Atmosferden karbon uzaklaştıran teknolojilerin genel adıdır.
Eşleşen kısaltma yok.
SKD TÜRKİYE
COP31’e Doğru: SKD Türkiye Çalışmaları
COP31 yolculuğunda SKD Türkiye’nin çalışmaları — kronolojik sırayla.
11 Mart 2026WEBİNAR SERİSİ #1
Enerji, Sanayi ve Ulaşımda Dönüşüm
Net sıfıra giden gerçek yol — COP31’e Hazırlık Webinar Serisi’nin ilk oturumu.